Sayfalar

25 Ağustos 2010 Çarşamba

Sosyal Manyaklık


Sosyal manyak olduk hepimiz. Çevrimiçi takılan, hatta çevrimdışı görünen sosyal birer manyak olduk. Msn'de "Kişisel İleti" kavramı yaygınlaştıkça biz de beş kilometrelik iletiler görmeye ve yazmaya başladık. Msn listesindeki insanların resimleri veya fotoğrafları olmasa, kim olduklarını anlayamaz duruma gelmiştik bir zamanlar, ki benim için bu durum hâlen geçerli.

Eskiden çevremdeki insanları Yonja, hi5, XuQa gibi garip sitelerde görüyordum. Ben o zamanlar Ek$i Sözlük'te çaylak yazar konumunda çıkıp, babalar gibi entry'ler girmekle için çok bir hevesliydim (artistlik peşinde değildim, cidden bak). Aslında hâlâ çaylağım ve de artık entry'ler girmekle de hiç uğraşmıyorum, hatta nasıl hâlen çaylak mod'da bile giriş yapabildiğime şaşırırım (aylar sonra gelen düzeltme; yazar olmuşum olum yaşasın!). Ama memleketimin bir zamanlar haşır neşir olduğu Yonja'lar, hi5'lar, XuQa'lar ve daha niceleri gitti (ya da bu isimleri daha az duyar olduk), yerini Facebook denen şeytanın kitabı geldi sayın okurlar. Ne kitapmış ki sorma gitsin, bir nesil daha çeşitli yollarla kendini heba etmenin yolunu bulmuştu artık... Ne? Biri Farmville mi dedi?

Tabii internet ve iletişim teknolojileri gelişiyor, kimi parlak zekâların akıllarına yeni iletişim uygulamaları geliyor, bunlar hayata geçiriliyor ve olan bize oluyor. Mesela benim için her şey Twitter ile başladı. Twitter'da 140 karakter kullanarak kafama göre esen o anki hislerimi, duygularımı dile getiriyordum. Mesela ilk günlerimde cep telefonumla Twitter'a bir şeyler yazabiliyor olsaydım, tahminen her sabah otobüste karşılaştığım ve yaşadığım farklı maceralarımı anlatabilirdim (Kadıköy'den Kayışdağı'na giden 19 numaralı otobüste başımıza çok ilginç olaylar geldi, şahitleri var. Vallahi!). Sonra FriendFeed geldi! 140 karakter sınırı kalkmış, girdilere (Ek$i'cilerin deyimiyle "entry'ler") fotoğraf, video gibi görsel zımbırtılar eklenebilir hale gelmişti. Her girdi bir başlıktı da, ona yazılan yanıtlar sadece onun altında listeleniyordu da bıdı bıdı.. E bu süreç içerisinde de insanlar Facebook'ta da aynı şeyleri yapabiliyorlardı ama Twitter adını yeterince duyurmuştu. Milyonlarca kullanıcısı vardı, hatta kimi zamanlar sunucularının kapasitesi bile bu yığılmayı kaldıramıyordu da balinayı taşıyan kuşları görüyorduk, ah yazık ki ne yazık bizlere...

Sonra Google Wave denen bir şeyle karşılaştık. Tamam, temel benzerliklerine rağmen FriendFeed ve Twitter gene de birbirlerine benzetilebilirdi ama neydi bu Google Wave? Bilemedik gitti. Biraz zaman geçti, bundan bir süre sonra da Google Buzz kullanıma girdi. Ardından da Google Wave tutmadı kapatırız dediler... Her şey böyle sebze çorbasına döndü, karman çorman oldu değil mi? Tamam, işte şimdi bomba geliyor...

Bir zamanlar, anlık düşüncelerimizi sanal ortamda bir yere yazmak, eşten dosttan yorumlar almak bir nebze eğlenceliydi. Sonra bu "sosyal ağ" servislerinin sayısı arttı, hepimiz de "aa ne ki bu şimdi?" diyerek bunlara da üye olduk. Bir de bakmışız ki herkes her yerde sürekli bir şeyler yazmakta! Eskiden bir yere yazar, hevesimizi alırdık. Şimdiyse "... abijim Twitter, FriendFeed'te yazılanları alabiliyor ama Buzz sadece Twitter'daki yazıları alıp başka bir yere veremiyo ...", "... işte bu ayarı yapınca hepsi birbirine senkronize oluyor ..." geyikleri de sarmadı değil etrafımı. Aslında bir noktada sıkıcı, çünkü bir yere yazdığımı bir başka yere kopyalayıp yapıştırmak da sıkıcı. Alternatifleri olsun ama beni yormasın istiyorum artık, kimin için böyle değil ki?... Uber aşmış bir senkronizasyon istiyorum. Hatta hepiniz kapanın biriniz açık kalın, yoruldum ben!

Sonuç olarak ben de dahil bir çok internet kullanıcısı, yazmak istediklerimizin her yerde görünebilmesi için garip uğraşlara girer olmuştuk. İşte sosyal manyak da böyle olunuyor olsa gerek. Derdimizi anlatmak, bir şeyler paylaşmak isterken biraz abartıyoruz, suyunu çıkarıyoruz anlaşılan.

Bilgilendirici, ufak bir not: Bu yazıyı gene bana ait olan başka bir web günlüğünden aynen buraya aktardım. Sanıyorum içeriği ve ulaşılabilirliği sebebiyle bu yazının burada yer alması daha mantıklı olacaktır. Yazıda yer alan bazı noktaları biraz kırptım, biraz düzelttim. Kullandığım zombi görseli ise Left 4 Dead 2'de yer alması düşünülen ama ne hikmetse oyunun son halinde kendisine yer bulunamayan "Screamer" adında bir arkadaşımız. Selamları varmış...